7 Ocak 2009 Çarşamba

SEVDA

Yürüdüm o en uzun ve bitmek bilmeyen yoldan

Çukurlar,taşlar, engebeler, dağlar vardı

O dağları benim yüreğim parçaladı

Uzattım tuttum ellerini

Nasıl sıcak, nasıl ılık, nasıl yumuşaktı

Bakarken ardından gözlerin gözlerime

Bir sevda kuşu uzattı.

6 Ocak 2009 Salı

SANAL HAYAT

Kuşlar uçururdum gökyüzüne
Uçurtmalar havalandırırdım
Elma şekerleri yer
Deli gibi sevinirdim
Saklambaç oynardık saatlerce
Hayatın bir oyun olduğunu taa o zamanlar öğrendik
Küserdik bazen nedensiz yere
Barışmalar ise hep çekinceli olurdu
Meyvalar çalırdık komşu bahçelerden
Bahçıvan amca kovalardı bizi yalandan
Aslında bereketini arttırırdık mahsülün
Deli gibi geçerdi kocaman yazlar
Bazen çok dondurma yer
Hastalanırdık
Yasaklar gelirdi annelerimizden
Koşmayacaksın terlemeyeceksin
Terli terli su içmeyeceksin hem de
Hep bir havlu olurdu sırtımızda
Çıtır pıtır patlatırdık
Misket oynardık dizili
Değiş tokuş ederdik en güzellerini
Leblebi tozu ile öksürüklere boğulur
Macun alırdık sokak satıcılarından rengarenk
Rengarenk geçerdi çocukluğumuz
Televizyon ekranından değil
Biz o renkleri gerçek hayattan öğrendik
Anılarda kaldı ama şimdi
Ara sıra hatırladığımız
Bazen nerde o eski çocukluklar dediğimiz
Şimdi bakıyorum da çocuklara
Bilgisayar ekranından uzanıyorlar hayata
Tüm yaşamları sanal
Gerçek çocukluklar masal olmuş
Masallar sanal hayat

ANILAR ve SEN

Sen gittin ve ben küçücüktüm. Elimde o eski resmin, kalbimde o sönmeyen ateşin ve aklımda anıların kaldı.Bir oyun sanmıştım seni uğurlarken o at arabasının arkasından tutunup koşturmayı. Halbuki hayatta en sevdiklerimin arasında tuttuğum, hatta çocuksu bir duyguyla aşık olduğum seni uzaklara gönderiyormuşum da haberim yokmuş. Ben senin bu sevginin bende bıraktığı izleri yeni anlamaya başlarken sen çok ama çok uzaklardaydın. Dönüşü olmayan bir yola gitmiştin artık. Seni uğurlarken gözyaşı bile dökememiştim ne acı. Şimdi o günü hatırladıkça, o zamanı hayatın bir oyunu zanneden beni anlayamıyorum. O zamanlar seni yarın dönecekmiş gibi göndermiştim. Sanki saklambaç oynuyorduk seninle. Ben o gece gözlerimi yumup uyuyacak ve yarın sabah kalktığımda seni yanımda bulacaktım. Oysaki o oyun günlerce sürdü ve hiç bitmedi.Şu an bu satırları yazarken ben çoktan çocukluktan çıkmış, hatta olgun bir insan bile sayılabilecek bir yaşa gelmiş bulunuyorum. Zamanlar içinde kaybettiğim seni, yazdığım satırlarda arıyorum şu vakitlerde. Hatıra dolu çocukluk yıllarımı hatırladıkça sanki o yıllara tekrar döner gibi oluyor, küçücük bir an için bile olsa o günleri yaşamaktan mutluluk duyuyorum.Yokluğunu ilk farkettiğimde kimseye soramamıştım " Acaba dönecek mi?" diye. Aslında itiraf etmek gerekirse sormaya korkmuştum. Çünkü; alacağım o acı cevabı çok ama çok iyi biliyordum. Sanırım bu acı gerçeği bir ağızdan duymak ve kesin olduğunu bilmek korkutuyordu beni. İşte senin gittiğin ve bir daha dönmeyeceğini anladığım o anlarda, çocukken seni uğurladığım o günlerde dökemediğim gözyaşlarımı döktüm.Artık anladım geri gelemezsin. Artık bu acı gerçeği anlıyor ve yaşımın gereği büyük bir olgunlukla karşıladığımı sanıyorum. Sakın seni düşünmediğimi sanma. Seni çok ama çok özlüyorum. Ama şu sözleri de unutmuyorum;"ÖLÜM ALLAHIN EMRİ, AYRILIK OLMASAYDI."