Sevdan bir deniz ise
Ben o denizde kürek mahkûmuyum.
2 Haziran 2009 Salı
SİLİNEMEZSİN
Sen hep uzaklardan bakardın bana
Çekingen, çocuksu
Belki biraz da korkulu
Zaman sana yalnızlığı
Belki kimsesizliği öğretti
İhtiyaçlarını erteledin
Sevgini erteledin
Belki düşlerini
Bekledim seni
Alışmanı, sevmeni
Kaçamak bakışlarının ardına sakladığın
O masum, tutuk, çocuksu yüreğini gördüm
Gördüm ellerindeki temizliği
Yüzünün sadeliğini gördüm
Sevdim seni hem de ilk bakışımda
Son bakışımda olduğu gibi
Kalbin temizdi
Gözlerin serin
Sevdim seni
Ömrümün başına
Yaşamının sonuna kadar
Kalbime girdin
Çıkamazsın
Belki bin ömürlük sevgiler gibi
Nerede olursan ol
Nereye gidersen git
Nasıl yaşarsan yaşa
Girdin bir kere kalbime
Yazıldın bir kere gözlerime
Silinemezsin.
Çekingen, çocuksu
Belki biraz da korkulu
Zaman sana yalnızlığı
Belki kimsesizliği öğretti
İhtiyaçlarını erteledin
Sevgini erteledin
Belki düşlerini
Bekledim seni
Alışmanı, sevmeni
Kaçamak bakışlarının ardına sakladığın
O masum, tutuk, çocuksu yüreğini gördüm
Gördüm ellerindeki temizliği
Yüzünün sadeliğini gördüm
Sevdim seni hem de ilk bakışımda
Son bakışımda olduğu gibi
Kalbin temizdi
Gözlerin serin
Sevdim seni
Ömrümün başına
Yaşamının sonuna kadar
Kalbime girdin
Çıkamazsın
Belki bin ömürlük sevgiler gibi
Nerede olursan ol
Nereye gidersen git
Nasıl yaşarsan yaşa
Girdin bir kere kalbime
Yazıldın bir kere gözlerime
Silinemezsin.
SEN YOKSUN
Her gece sen girersin rüyalarıma
Her gece sen
Paramparça olur uykularım
Karanlığın en kuytulaştığı yerde
Kapının çalındığını duyarım
Açınca soğuk bir rüzgâr çarpar yüzüme
Yoksun
Kilitlenir dudaklarım
Gözlerim karanlıklarda boşuna arar seni
Sen yoksun ya kadehlere doldurdum yalnızlığımı
Tek başıma içmeliyim bu akşam
Gece kırmalıyım kapıları
Evleri ateşe vermeliyim
Sen yoksun ya zaman gitgide uzar
Altmış saniye bir dakika
Bir dakika bir saat olur
Daha beş saat var sabaha
Beklemek bir çeşit ölmektir
Sen yoksun ya bu bana
Binlerce ölüm demektir.
Her gece sen
Paramparça olur uykularım
Karanlığın en kuytulaştığı yerde
Kapının çalındığını duyarım
Açınca soğuk bir rüzgâr çarpar yüzüme
Yoksun
Kilitlenir dudaklarım
Gözlerim karanlıklarda boşuna arar seni
Sen yoksun ya kadehlere doldurdum yalnızlığımı
Tek başıma içmeliyim bu akşam
Gece kırmalıyım kapıları
Evleri ateşe vermeliyim
Sen yoksun ya zaman gitgide uzar
Altmış saniye bir dakika
Bir dakika bir saat olur
Daha beş saat var sabaha
Beklemek bir çeşit ölmektir
Sen yoksun ya bu bana
Binlerce ölüm demektir.
VAR MISIN?
Şimdi senin yanındayım
Sevdanın umutlarını yaşıyorum
Yeniden yeşertmek için sevdayı
Sana yeni sular vaat ediyorum
Yeni denizlere yelken açmak için
Var mısın?
Sevdanın umutlarını yaşıyorum
Yeniden yeşertmek için sevdayı
Sana yeni sular vaat ediyorum
Yeni denizlere yelken açmak için
Var mısın?
POSTA
Bir bakışın yeterdi bu sevdayı anlaman için. Bir gülüşünün yettiği gibi. Özlemle, hasretle, ümitle bakan bir bakış. Dilimde sayıklamama, adını ses geçirmez duvarlara yazmama gerek yoktu. Sadece gözlerim konuşuyordu, bu dili bilenlere. Sonunda kavuştum ya o hasret kokan bakışlara bu bana yeter.
Şimdi sevdamı bakışlarımda değil uzaklara, yüreğimin, kalbimin, aşkımın bulunduğu yere, yani senin olduğun yere gözyaşlarımla o yağmur kokulu gecelerde gönderiyorum. Aşkımı yazıyor, sevda pulunu yapıştırıyorum. İçimdeki posta güvercini kanatlanıyor seni düşündüğümde ve sana sevdamı pembe kâğıtlarla uçuruyor. Gelip dalına konuyor güvercinim, kalbinin en derinine inip, hayat kaynağını buluyor ve gönderdiğim o pembe kâğıtları yüreğine mühürlüyor.
Şimdi sevdamı bakışlarımda değil uzaklara, yüreğimin, kalbimin, aşkımın bulunduğu yere, yani senin olduğun yere gözyaşlarımla o yağmur kokulu gecelerde gönderiyorum. Aşkımı yazıyor, sevda pulunu yapıştırıyorum. İçimdeki posta güvercini kanatlanıyor seni düşündüğümde ve sana sevdamı pembe kâğıtlarla uçuruyor. Gelip dalına konuyor güvercinim, kalbinin en derinine inip, hayat kaynağını buluyor ve gönderdiğim o pembe kâğıtları yüreğine mühürlüyor.
ÖZGÜRLÜĞÜME HASRET
Hey denizdeki dalga
Dalgadaki köpük
Beni duyuyor musunuz?
Özgürlüğüme yenik düştüm.
Özgürlüğüme hasret yaşıyorum.
Hey dalganın kulakları
Dalganın gözleri
Beni hissediyor musunuz?
Kaderimin elinde oyuncak
Uykulara hasret sabahlarda
Yalnızlığımla yaşıyorum.
Seni özlüyorum o yalnız gecelerde
Özgürlüğümü özlüyorum.
Onu kokluyorum geceler boyunca
Gökyüzüne dalıp gidiyorum.
Hey gökyüzünün karanlığı
Yıldızların ışıltısı
Beni görüyor musunuz?
Gecelerce sizi seyrediyorum
Kayan her yıldızda dilek tutuyorum.
Özgürlüğümü istiyorum
Özgürlüğüme hasret
Geceler boyu, gündüzler boyu düşünüyorum.
Ve özgürlüğüme hasret yaşıyorum.
Dalgadaki köpük
Beni duyuyor musunuz?
Özgürlüğüme yenik düştüm.
Özgürlüğüme hasret yaşıyorum.
Hey dalganın kulakları
Dalganın gözleri
Beni hissediyor musunuz?
Kaderimin elinde oyuncak
Uykulara hasret sabahlarda
Yalnızlığımla yaşıyorum.
Seni özlüyorum o yalnız gecelerde
Özgürlüğümü özlüyorum.
Onu kokluyorum geceler boyunca
Gökyüzüne dalıp gidiyorum.
Hey gökyüzünün karanlığı
Yıldızların ışıltısı
Beni görüyor musunuz?
Gecelerce sizi seyrediyorum
Kayan her yıldızda dilek tutuyorum.
Özgürlüğümü istiyorum
Özgürlüğüme hasret
Geceler boyu, gündüzler boyu düşünüyorum.
Ve özgürlüğüme hasret yaşıyorum.
BİR KERE OLSUN
Bir kere olsun söyle bana
Sıcaklığın bende kalsın
Bir kere olsun söyle bana
Hayallerin ve aşkın benim olsun
Bir kere olsun söyle bana
Sevgin yüreğimi parçalasın
Bir kere olsun söyle bana
Sevdiğini bir kere olsun.
Sıcaklığın bende kalsın
Bir kere olsun söyle bana
Hayallerin ve aşkın benim olsun
Bir kere olsun söyle bana
Sevgin yüreğimi parçalasın
Bir kere olsun söyle bana
Sevdiğini bir kere olsun.
GİDİYORUM
Gidiyorum
Engel olma bana gökyüzü
Kuşlar tutmayın kanatlarımdan,
Bulutlar yollarımı kesmeyin
En sevdiğimin ülkesine
Beni çağırdığı yere
Sonsuzluklar ve sevdalar diyarına gidiyorum.
Aşkımı yaşamaya
Sevdamı bulmaya
Ona onu sevdiğimi söylemeye gidiyorum.
Yağmurlar yağmayın, ıslatmayın
Kar taneleri kapamayın yollarımı
Yıldızlar kaybolmayın, hasretin en güzelini
Sevdanın en acısını saklıyor avuçlarım.
Engel olma bana gökyüzü
Kuşlar tutmayın kanatlarımdan,
Bulutlar yollarımı kesmeyin
En sevdiğimin ülkesine
Beni çağırdığı yere
Sonsuzluklar ve sevdalar diyarına gidiyorum.
Aşkımı yaşamaya
Sevdamı bulmaya
Ona onu sevdiğimi söylemeye gidiyorum.
Yağmurlar yağmayın, ıslatmayın
Kar taneleri kapamayın yollarımı
Yıldızlar kaybolmayın, hasretin en güzelini
Sevdanın en acısını saklıyor avuçlarım.
ARA BUL
Yalnızlık cehennem gibi
Çökse de yüreğine
Tattığın sevda zor gelirse
Can vermezse kalbine
Bilirim sen yalnızlığı da sevmezsin
Ara bul o zaman beni
Vereyim sana özlediğin
Hasret kokan o sevgiyi.
Çökse de yüreğine
Tattığın sevda zor gelirse
Can vermezse kalbine
Bilirim sen yalnızlığı da sevmezsin
Ara bul o zaman beni
Vereyim sana özlediğin
Hasret kokan o sevgiyi.
BENİM OLAN
Sıcacık esen o meltem rüzgarları artık ne kadar kasırgalara dönüşse de yüreğimde, o alacası artmış güneş ne kadar yaksa da, kavursa da, kalbimde uzaklarda olan ve hep orada kalacak olan biri var. Orda olduğunu ve beni düşündüğünü hep bildiğim, sevdiğim, özlediğim, ama imkânsızlıklar yüzünden kavuşamadığım biri. Gördüğümde dilim tutulup konuşamadığım, bitirmekten korktuğum için doya doya bakamadığım, kana kana öpemediğim, özlemini, hasretini kalbimin en derininde yaşadığım, defalarca adını tekrarlamaktan, sevdamı duvarlara kazımaktan bıkmayacağım, hep benim olan ve benim kalacak olan biri var. Gözlerimi kapattığımda gözümün önünde beliriveren, bir ses duysam çevremde sanki onun sesiymiş gibi gelen, benimle olan, ben olan, canımın ta içinde hissettiğim, her anımı onunla geçirdiğim, günümün ve gecemin dolusu, sevdamı hak eden, beni hak eden, iliklerime kadar dolduğum, her adımımda adını sayıkladığım, uykusuz gecelerinde seslendiğim, sabahlara kadar onu düşünmekten uyuyamadığım, resmine her baktığımda kendini bana daha çok sevdiren, zamanların en yücesinde bulduğum biri var.
Biri var artık her sorduklarında benim dediğim, acısını acım, sevincini sevincim, sevdasını sevdam bildiğim, uğruma ölümlere gidip geldiğim, yoluna baş koyduğum, zor da olsa sonunda bulduğum, kalbimin ecesi, hayatımın tek gayesi var.
Biri var sen dediğim, sesim olan, benim olan, canımın ta içi olan, gördüğümde içime sokacakmışım, canını çıkaracakmışım gibi sevdiğim, kimseyle paylaşmak istemediğim, sevdası yalnız benim olan biri var.
Sen varsın yaşadığım, özlediğim, ağladığım, sığındığım. Bir tek sen varsın, benim olan.
Biri var artık her sorduklarında benim dediğim, acısını acım, sevincini sevincim, sevdasını sevdam bildiğim, uğruma ölümlere gidip geldiğim, yoluna baş koyduğum, zor da olsa sonunda bulduğum, kalbimin ecesi, hayatımın tek gayesi var.
Biri var sen dediğim, sesim olan, benim olan, canımın ta içi olan, gördüğümde içime sokacakmışım, canını çıkaracakmışım gibi sevdiğim, kimseyle paylaşmak istemediğim, sevdası yalnız benim olan biri var.
Sen varsın yaşadığım, özlediğim, ağladığım, sığındığım. Bir tek sen varsın, benim olan.
SEN
Zamanlar boyu
Kara gecelerde ağladım
Gözyaşlarım toprakları suladı
Fırtınaları büyüttü
O kara gecelerde
Gökyüzündeki bütün yıldızları sayıp
Yeryüzüne indirirdim
Kaderime adını koyardım
Zamanlarca sevinirdim
O ağ bağlamış
Yas tutan gönlümün
Çağlayanlarını durdurup
Harlı ateşini söndürüp
Sen hayat verirdin
Bir nur gibi
Umut ışığıydın
Yüreğimin en ücra köşesinde
Hep yanan, sönmeyen
Sönmeye korkan
O ufacıcık umuttun
Elimi uzatıp tutmak istediğimde
Tutamazdım ki
Çünki çok ama çok uzaktın
Bir mum alevi gibiydin
Sanki üfleyince sönüverecek
Sanki değdiğimde düşüverecek
Bir bebeğin annesine nasıl ihtiyacı varsa
Benimde sana o kadar çok ihtiyacım vardı
O aşk kokan ateş yanımda olmasa bile
Varlığını duyamasam
Tenine dokunamasam
Saçlarını okşayamasam bile
Yüreğimin en ücra köşesinde
Hisseder duyardım seni, şimdi yoksun yanımda
Şimdi hissediyorum o duyguyu
Yanımda olmasan
Elini tutamasam
Gözlerine bakamasam
Sen uzaklarda olsan bile
Seni sevdiğimi bilmek yetiyor bana
Seni seviyorum canım.
Kara gecelerde ağladım
Gözyaşlarım toprakları suladı
Fırtınaları büyüttü
O kara gecelerde
Gökyüzündeki bütün yıldızları sayıp
Yeryüzüne indirirdim
Kaderime adını koyardım
Zamanlarca sevinirdim
O ağ bağlamış
Yas tutan gönlümün
Çağlayanlarını durdurup
Harlı ateşini söndürüp
Sen hayat verirdin
Bir nur gibi
Umut ışığıydın
Yüreğimin en ücra köşesinde
Hep yanan, sönmeyen
Sönmeye korkan
O ufacıcık umuttun
Elimi uzatıp tutmak istediğimde
Tutamazdım ki
Çünki çok ama çok uzaktın
Bir mum alevi gibiydin
Sanki üfleyince sönüverecek
Sanki değdiğimde düşüverecek
Bir bebeğin annesine nasıl ihtiyacı varsa
Benimde sana o kadar çok ihtiyacım vardı
O aşk kokan ateş yanımda olmasa bile
Varlığını duyamasam
Tenine dokunamasam
Saçlarını okşayamasam bile
Yüreğimin en ücra köşesinde
Hisseder duyardım seni, şimdi yoksun yanımda
Şimdi hissediyorum o duyguyu
Yanımda olmasan
Elini tutamasam
Gözlerine bakamasam
Sen uzaklarda olsan bile
Seni sevdiğimi bilmek yetiyor bana
Seni seviyorum canım.
VURDULAR ONU
Köşe başında vurdular onu
Daha köşeyi bile dönememişti
İzlediler haince, insafsızca
Kimsecikler yokken vurdular
Korkmadı, kaçmaya çalışmadı bile
Direnmedi bile sanki bekliyormuş gibi ölümü
Hiç tepki göstermedi
Ve hiç acımadan vurdular onu.
Bağırmadı, sesi bile çıkmadı
Kimsesizdi o
Sesini duyuracak, yardım isteyecek kimsesi yoktu
Görenler bile görmemezlikten geldiler
Ve o, köşe başında vuruldu.
Suçu herkes gibiydi
İstediği gibi yaşamak
Kendi gibi olmaktı
Suçu vuran hain ellerin kitabında yazmayan
Şeyler istemekti
Belki sevmekti, belki sevilmekti
Hiç acımadan
Kimliğine, adresine bakmadan
O köşe başında vurdular onu.
Sesini duyacak, yardımına koşacak
Belki onunla ölümlere yatacak
Tek bir insan vardı
Paylaşanıydı o
Yalnızlığında yalnızlığı
Sessizliğinde sessizliği
Sevdayı paylaşan
Ellerini elleri, yüzünü yüzü
Kendisini kendisi gibi gören
Tek bir insan vardı
Sığındığı son limandı
Ama onu da çok uzak diyarlara
Belki bilinmezle ülkesine
Sesini duyuramayacağı yere gönderdiler
Onu ıraklara gönderdiler
Ve o hain pusuya yatıp
Köşe başında vurdular onu.
Bir elinde her sayfasına sevdasını kazıdığı kitapları
Bir elinde sanki ölümü bilmiş gibi
Tuttuğu sarı gülü vardı
Ölüm yüzünden okunuyordu
Biliyordu sonunda vurulacağını
Yalnız kalacağını soğuk toprakta,
Sevdasını bile çağıramayacağını biliyordu
Ve bu bilinmezle içinde
Köşe başında kıstırıp vurdular onu.
Tek kurşun, tek darbe yetti
Anında yere serildi
Kanı al kırmızıydı
Sevdasını taşıdığı için
Temizdi hiç kirlenmemişti
Vuranlarınki gibi değildi
Yerlere yayıldı kanları
Cesedi günlerce o köşe başında durdu
Bir kaldıran olmadı
O tek insan bile habersizdi vurulduğundan
Cesedi çürüdü, savruldu uzaklara rüzgarlarla
Belki sevdiğinin ülkesine
Savruldu kokusu
Ama o kan kırmızı leke
O köşe başından hiçbir zaman silinmedi
Ne kadar yağmurlar yağsa da üstüne
Ne kadar rüzgârlar savursa da
Ne kadar temizleseler de , o köşede
O leke, o kan kırmızı leke silinmedi
Kimse silemedi.
Ne kayıtlara öldüğü yazıldı
Ne kimsenin haberi oldu
Gitti, bir rüzgara karışıp
Kokusunu savura savura gitti
Bir köşe başında vurulmuştu,Sevdası için vurulmuştu.
Daha köşeyi bile dönememişti
İzlediler haince, insafsızca
Kimsecikler yokken vurdular
Korkmadı, kaçmaya çalışmadı bile
Direnmedi bile sanki bekliyormuş gibi ölümü
Hiç tepki göstermedi
Ve hiç acımadan vurdular onu.
Bağırmadı, sesi bile çıkmadı
Kimsesizdi o
Sesini duyuracak, yardım isteyecek kimsesi yoktu
Görenler bile görmemezlikten geldiler
Ve o, köşe başında vuruldu.
Suçu herkes gibiydi
İstediği gibi yaşamak
Kendi gibi olmaktı
Suçu vuran hain ellerin kitabında yazmayan
Şeyler istemekti
Belki sevmekti, belki sevilmekti
Hiç acımadan
Kimliğine, adresine bakmadan
O köşe başında vurdular onu.
Sesini duyacak, yardımına koşacak
Belki onunla ölümlere yatacak
Tek bir insan vardı
Paylaşanıydı o
Yalnızlığında yalnızlığı
Sessizliğinde sessizliği
Sevdayı paylaşan
Ellerini elleri, yüzünü yüzü
Kendisini kendisi gibi gören
Tek bir insan vardı
Sığındığı son limandı
Ama onu da çok uzak diyarlara
Belki bilinmezle ülkesine
Sesini duyuramayacağı yere gönderdiler
Onu ıraklara gönderdiler
Ve o hain pusuya yatıp
Köşe başında vurdular onu.
Bir elinde her sayfasına sevdasını kazıdığı kitapları
Bir elinde sanki ölümü bilmiş gibi
Tuttuğu sarı gülü vardı
Ölüm yüzünden okunuyordu
Biliyordu sonunda vurulacağını
Yalnız kalacağını soğuk toprakta,
Sevdasını bile çağıramayacağını biliyordu
Ve bu bilinmezle içinde
Köşe başında kıstırıp vurdular onu.
Tek kurşun, tek darbe yetti
Anında yere serildi
Kanı al kırmızıydı
Sevdasını taşıdığı için
Temizdi hiç kirlenmemişti
Vuranlarınki gibi değildi
Yerlere yayıldı kanları
Cesedi günlerce o köşe başında durdu
Bir kaldıran olmadı
O tek insan bile habersizdi vurulduğundan
Cesedi çürüdü, savruldu uzaklara rüzgarlarla
Belki sevdiğinin ülkesine
Savruldu kokusu
Ama o kan kırmızı leke
O köşe başından hiçbir zaman silinmedi
Ne kadar yağmurlar yağsa da üstüne
Ne kadar rüzgârlar savursa da
Ne kadar temizleseler de , o köşede
O leke, o kan kırmızı leke silinmedi
Kimse silemedi.
Ne kayıtlara öldüğü yazıldı
Ne kimsenin haberi oldu
Gitti, bir rüzgara karışıp
Kokusunu savura savura gitti
Bir köşe başında vurulmuştu,Sevdası için vurulmuştu.
GİDECEKSİN
Yine gideceksin
Yine ellerim ellerinde
Gözlerimde damlalar derya olacak
Yine ayrılırken söylemek isteyipte
Söyleyemediğim şeyler
Dilimin ucuna gelecek
Ayrılık yine vuracak yüreğimizden
Ben sensiz kalacağım
Seni benden alan
Düşmanların en büyüğüne lanet edip
Kaderimle baş başa
Acıyı yaşayacağım
Belki yollarda gezeceğim
Beraber yürüdüğümüz o yollarda
Sana sevdalar göndereceğim uzaklardan
Resimlerine saatlerce bakıp
Her karesini ayrı ayrı ezberleyeceğim
Sensizliği dolu dolu yaşayacağım
Senleliği yaşadığım gibi
Adını sayıklayacağım geceler boyunca
Gündüzleri seninle dolacağım
Yine ayrılığın zamanı geldi
Yine ellerim ellerinde üzüleceğim
Ama asla
Sensizliği düşünmedim,
Ve asla düşünmeyeceğim.
Yine ellerim ellerinde
Gözlerimde damlalar derya olacak
Yine ayrılırken söylemek isteyipte
Söyleyemediğim şeyler
Dilimin ucuna gelecek
Ayrılık yine vuracak yüreğimizden
Ben sensiz kalacağım
Seni benden alan
Düşmanların en büyüğüne lanet edip
Kaderimle baş başa
Acıyı yaşayacağım
Belki yollarda gezeceğim
Beraber yürüdüğümüz o yollarda
Sana sevdalar göndereceğim uzaklardan
Resimlerine saatlerce bakıp
Her karesini ayrı ayrı ezberleyeceğim
Sensizliği dolu dolu yaşayacağım
Senleliği yaşadığım gibi
Adını sayıklayacağım geceler boyunca
Gündüzleri seninle dolacağım
Yine ayrılığın zamanı geldi
Yine ellerim ellerinde üzüleceğim
Ama asla
Sensizliği düşünmedim,
Ve asla düşünmeyeceğim.
SEVDAM
Sevdamı bileklerime işledim
Her sevda çekişimin izleri
Bileklerimde duruyor şimdi
Tek tek sinsice bakıyorlar bana sevda izlerim
Gözlerim, gözlerim yanıyor sonsuzluğa bakınca
Ve sonunda ağlıyorum acımla.
Zamansızlığın en kötü zamanındayım
Zindandayım, mahkûmum
Hiç kavuşamadığım, konuşamadığım
Söyleyemediğim için sevdamı sana.
Neden kader yine ağlarını örüyor
Gözümün içine baka baka
Sanki benimle oyun oynuyor
O sonsuz boşluğu yaşatıyor bana.
Mavilere boyansam,
Derinliğine dalsam güpegündüz
Kulaçlarımı çok uzaklardan görseler
Ulaşmak için sevdama
Zamanı yendiğimi hayretlerle seyretseler.
Eğer sevdama ulaşırsam bir gün
Bir gün bu çektiğim acılara değerse
Sevda izlerim, acılarım son bulursa
Bir gün bileklerimde
İşte o gün doğacağım ben.
O günü zafer ilen edip
Sevdama ulaştığım o günde
Kavuşmayı hayal edecekken,
Tam elimi uzatıp o sıcak ellerine dokunacakken
Heyecandan, sevdadan
O zaman kadar çekilmiş acılardan kurtulamayıp
Hiç istemesem de
Yaşlı gözlerimle sana bakıp bakıp
Öleceğim.
Her sevda çekişimin izleri
Bileklerimde duruyor şimdi
Tek tek sinsice bakıyorlar bana sevda izlerim
Gözlerim, gözlerim yanıyor sonsuzluğa bakınca
Ve sonunda ağlıyorum acımla.
Zamansızlığın en kötü zamanındayım
Zindandayım, mahkûmum
Hiç kavuşamadığım, konuşamadığım
Söyleyemediğim için sevdamı sana.
Neden kader yine ağlarını örüyor
Gözümün içine baka baka
Sanki benimle oyun oynuyor
O sonsuz boşluğu yaşatıyor bana.
Mavilere boyansam,
Derinliğine dalsam güpegündüz
Kulaçlarımı çok uzaklardan görseler
Ulaşmak için sevdama
Zamanı yendiğimi hayretlerle seyretseler.
Eğer sevdama ulaşırsam bir gün
Bir gün bu çektiğim acılara değerse
Sevda izlerim, acılarım son bulursa
Bir gün bileklerimde
İşte o gün doğacağım ben.
O günü zafer ilen edip
Sevdama ulaştığım o günde
Kavuşmayı hayal edecekken,
Tam elimi uzatıp o sıcak ellerine dokunacakken
Heyecandan, sevdadan
O zaman kadar çekilmiş acılardan kurtulamayıp
Hiç istemesem de
Yaşlı gözlerimle sana bakıp bakıp
Öleceğim.
GEL
Öyle bir havada ve ne olursa olsun gel
Acı da verse bana, sonu olmasa da
Yağmurlarla gel, rüzgarlarla gel
Kar taneleri gibi gel
Baharlarla, sevdalarla gel.
Zaman ne olursa olsun
Sonu acı da olsa gel.
Sevgisizlikten bahsetmeden
Ruhunu alıp gel.
Öpülesi o dudaklarını, hasret kokan o gözlerini al gel.
Beni benden al gel.
Ne olursa olsun gel
Gel yeter.
Acı da verse bana, sonu olmasa da
Yağmurlarla gel, rüzgarlarla gel
Kar taneleri gibi gel
Baharlarla, sevdalarla gel.
Zaman ne olursa olsun
Sonu acı da olsa gel.
Sevgisizlikten bahsetmeden
Ruhunu alıp gel.
Öpülesi o dudaklarını, hasret kokan o gözlerini al gel.
Beni benden al gel.
Ne olursa olsun gel
Gel yeter.
BİR KALP VAR
Kelebekler konardı
Kozalarını örerlerdi kalbime
Puslu kıyılar, ayak basılmamış adalar gibiydi
Hiç gidilmemiş, hiç bulunmamış okyanustu
Sayamazlardı yıldızlarımı
Gökyüzümden kimse seçemezdi
O en parlağını
Ne kadar uğraşsalar da
Ne kadar uzansalar da
Kimse erişemezdi, ulaşamazdı.
Hiç yenilmemiş bir meyve
Hiç koklanmamış kokuydu
Dünyanın en büyük gizemiydi
Benim kalbim.
Rengini kimse çözemez
Anahtarını kimse bulamazdı
Bir zamanlar, o zamanlar
Ama şimdi
Kalbimin rengi
Benimki gibi güzel bir renkle birleşti.
Artık adalarımda bir ayak izi var.
Artık konuştuğum ses çok tanıdık, kokladığım koku çok bildik
Sevdamı adadığım
Gökyüzünde bulduğum
Denizlere kadar indirdiğim
Bir kalp var benim dediğim
Artık kocaman ve benle dolu olan
Bir kalp var.
Kozalarını örerlerdi kalbime
Puslu kıyılar, ayak basılmamış adalar gibiydi
Hiç gidilmemiş, hiç bulunmamış okyanustu
Sayamazlardı yıldızlarımı
Gökyüzümden kimse seçemezdi
O en parlağını
Ne kadar uğraşsalar da
Ne kadar uzansalar da
Kimse erişemezdi, ulaşamazdı.
Hiç yenilmemiş bir meyve
Hiç koklanmamış kokuydu
Dünyanın en büyük gizemiydi
Benim kalbim.
Rengini kimse çözemez
Anahtarını kimse bulamazdı
Bir zamanlar, o zamanlar
Ama şimdi
Kalbimin rengi
Benimki gibi güzel bir renkle birleşti.
Artık adalarımda bir ayak izi var.
Artık konuştuğum ses çok tanıdık, kokladığım koku çok bildik
Sevdamı adadığım
Gökyüzünde bulduğum
Denizlere kadar indirdiğim
Bir kalp var benim dediğim
Artık kocaman ve benle dolu olan
Bir kalp var.
27 Mayıs 2009 Çarşamba
SADELİK
Sense sadeliği sevdim
Yaşayabilmenin sadeliğini,
Rahat hareket edebilmenin,
Sana güvenmenin
Sadeliğini sevdim.
Kendin gibiydin
Yapmacıksız, ayrımcısız, sade.
Sende ben olmanın mutluluğunu sevdim.
Kendimle kaldım.
Gözlerine baktığımda gözlerimi gördüm.
Sen ise benim gözlerime baktığında
Kendini gördün.
İkimiz sonsuzluğu gördük.
Çünkü biz aynıydık, aynı kişiliktik
Aynı insandık.
Masumluğa sığınmış iki çocuktuk.
Sevdayı özgür ve hür
Zamanı istediğimiz gibi yaşıyorduk.
Yaşayabilmenin sadeliğini,
Rahat hareket edebilmenin,
Sana güvenmenin
Sadeliğini sevdim.
Kendin gibiydin
Yapmacıksız, ayrımcısız, sade.
Sende ben olmanın mutluluğunu sevdim.
Kendimle kaldım.
Gözlerine baktığımda gözlerimi gördüm.
Sen ise benim gözlerime baktığında
Kendini gördün.
İkimiz sonsuzluğu gördük.
Çünkü biz aynıydık, aynı kişiliktik
Aynı insandık.
Masumluğa sığınmış iki çocuktuk.
Sevdayı özgür ve hür
Zamanı istediğimiz gibi yaşıyorduk.
7 Ocak 2009 Çarşamba
SEVDA
Yürüdüm o en uzun ve bitmek bilmeyen yoldan
Çukurlar,taşlar, engebeler, dağlar vardı
O dağları benim yüreğim parçaladı
Uzattım tuttum ellerini
Nasıl sıcak, nasıl ılık, nasıl yumuşaktı
Bakarken ardından gözlerin gözlerime
Bir sevda kuşu uzattı.
Çukurlar,taşlar, engebeler, dağlar vardı
O dağları benim yüreğim parçaladı
Uzattım tuttum ellerini
Nasıl sıcak, nasıl ılık, nasıl yumuşaktı
Bakarken ardından gözlerin gözlerime
Bir sevda kuşu uzattı.
6 Ocak 2009 Salı
SANAL HAYAT
Kuşlar uçururdum gökyüzüne
Uçurtmalar havalandırırdım
Elma şekerleri yer
Deli gibi sevinirdim
Saklambaç oynardık saatlerce
Hayatın bir oyun olduğunu taa o zamanlar öğrendik
Küserdik bazen nedensiz yere
Barışmalar ise hep çekinceli olurdu
Meyvalar çalırdık komşu bahçelerden
Bahçıvan amca kovalardı bizi yalandan
Aslında bereketini arttırırdık mahsülün
Deli gibi geçerdi kocaman yazlar
Bazen çok dondurma yer
Hastalanırdık
Yasaklar gelirdi annelerimizden
Koşmayacaksın terlemeyeceksin
Terli terli su içmeyeceksin hem de
Hep bir havlu olurdu sırtımızda
Çıtır pıtır patlatırdık
Misket oynardık dizili
Değiş tokuş ederdik en güzellerini
Leblebi tozu ile öksürüklere boğulur
Macun alırdık sokak satıcılarından rengarenk
Rengarenk geçerdi çocukluğumuz
Televizyon ekranından değil
Biz o renkleri gerçek hayattan öğrendik
Anılarda kaldı ama şimdi
Ara sıra hatırladığımız
Bazen nerde o eski çocukluklar dediğimiz
Şimdi bakıyorum da çocuklara
Bilgisayar ekranından uzanıyorlar hayata
Tüm yaşamları sanal
Gerçek çocukluklar masal olmuş
Masallar sanal hayat
Uçurtmalar havalandırırdım
Elma şekerleri yer
Deli gibi sevinirdim
Saklambaç oynardık saatlerce
Hayatın bir oyun olduğunu taa o zamanlar öğrendik
Küserdik bazen nedensiz yere
Barışmalar ise hep çekinceli olurdu
Meyvalar çalırdık komşu bahçelerden
Bahçıvan amca kovalardı bizi yalandan
Aslında bereketini arttırırdık mahsülün
Deli gibi geçerdi kocaman yazlar
Bazen çok dondurma yer
Hastalanırdık
Yasaklar gelirdi annelerimizden
Koşmayacaksın terlemeyeceksin
Terli terli su içmeyeceksin hem de
Hep bir havlu olurdu sırtımızda
Çıtır pıtır patlatırdık
Misket oynardık dizili
Değiş tokuş ederdik en güzellerini
Leblebi tozu ile öksürüklere boğulur
Macun alırdık sokak satıcılarından rengarenk
Rengarenk geçerdi çocukluğumuz
Televizyon ekranından değil
Biz o renkleri gerçek hayattan öğrendik
Anılarda kaldı ama şimdi
Ara sıra hatırladığımız
Bazen nerde o eski çocukluklar dediğimiz
Şimdi bakıyorum da çocuklara
Bilgisayar ekranından uzanıyorlar hayata
Tüm yaşamları sanal
Gerçek çocukluklar masal olmuş
Masallar sanal hayat
ANILAR ve SEN
Sen gittin ve ben küçücüktüm. Elimde o eski resmin, kalbimde o sönmeyen ateşin ve aklımda anıların kaldı.Bir oyun sanmıştım seni uğurlarken o at arabasının arkasından tutunup koşturmayı. Halbuki hayatta en sevdiklerimin arasında tuttuğum, hatta çocuksu bir duyguyla aşık olduğum seni uzaklara gönderiyormuşum da haberim yokmuş. Ben senin bu sevginin bende bıraktığı izleri yeni anlamaya başlarken sen çok ama çok uzaklardaydın. Dönüşü olmayan bir yola gitmiştin artık. Seni uğurlarken gözyaşı bile dökememiştim ne acı. Şimdi o günü hatırladıkça, o zamanı hayatın bir oyunu zanneden beni anlayamıyorum. O zamanlar seni yarın dönecekmiş gibi göndermiştim. Sanki saklambaç oynuyorduk seninle. Ben o gece gözlerimi yumup uyuyacak ve yarın sabah kalktığımda seni yanımda bulacaktım. Oysaki o oyun günlerce sürdü ve hiç bitmedi.Şu an bu satırları yazarken ben çoktan çocukluktan çıkmış, hatta olgun bir insan bile sayılabilecek bir yaşa gelmiş bulunuyorum. Zamanlar içinde kaybettiğim seni, yazdığım satırlarda arıyorum şu vakitlerde. Hatıra dolu çocukluk yıllarımı hatırladıkça sanki o yıllara tekrar döner gibi oluyor, küçücük bir an için bile olsa o günleri yaşamaktan mutluluk duyuyorum.Yokluğunu ilk farkettiğimde kimseye soramamıştım " Acaba dönecek mi?" diye. Aslında itiraf etmek gerekirse sormaya korkmuştum. Çünkü; alacağım o acı cevabı çok ama çok iyi biliyordum. Sanırım bu acı gerçeği bir ağızdan duymak ve kesin olduğunu bilmek korkutuyordu beni. İşte senin gittiğin ve bir daha dönmeyeceğini anladığım o anlarda, çocukken seni uğurladığım o günlerde dökemediğim gözyaşlarımı döktüm.Artık anladım geri gelemezsin. Artık bu acı gerçeği anlıyor ve yaşımın gereği büyük bir olgunlukla karşıladığımı sanıyorum. Sakın seni düşünmediğimi sanma. Seni çok ama çok özlüyorum. Ama şu sözleri de unutmuyorum;"ÖLÜM ALLAHIN EMRİ, AYRILIK OLMASAYDI."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
